![]() |
| | #11 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Biz aşk bahçemizi küçük tuttuk seninle içinde güvensizlik ağaçları, küstüm otları kendini saklama çiçekleri Özlem kirlibir kan gibi yüreklerimizi boğmasın yalnızlık karanllık bir orman gibi çökmesin içimize diye biz aşk bahçemizi küçük tuttuk seninle Önümüzde dokunuşlardan uzak, İnsafsız ve çok uzun bir kış var diye koca bir yaz kendini saklama çiçeklerini suladık durduk yalnızca Biz aşk bahçemizi küçük çok küçük tuttuk seninle.. CEZMİ ERSÖZ
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #12 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Gittiğim her yer de demiştim ya sana, biraz da seni taşıyorum yanımda, hiç olmazsa kahve fincanıma şeker oluyorsun, doğan güneşin güzelliğini senin güzelliğine eş değer sayarken, Bazen tam da unutmaya meyilliyken, rüyama geliyorsun, ve herşeye rağmen.. beni yine çok seviyorsun.. (: Sana bir sır vermek isterdim ama bendeki her şeyi sen çok iyi biliyorsun... Alıntı
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #13 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Gözlerimin rengine çevirdin gecenin karanlığını.Nereye baksam sen, nerede seni görsem bir zindan ayrılığı. Herkes senin adın her surat senin yüzün . Herkes susmuş sanki.Konuşanlarınsa dediklerini zaten ben anlamıyorum. Bazıları yüzüme bakarak bir şeyler anlatıyor ama ben nedense duyamıyor sadece kafamı anlamış gibi sallıyorum.Hatta bazen güldüklerini farkediyorum bende espiri yaptılar heralde diyerek gülümsüyorum. Beynim sanki üç sese tepki veriyor . Biri şarkımız, diğeri ismini taşıyan çocuklar ,üçüncüsü ise senin kulağımda çınlayan son kelimen. Ben neden başka bir şey duymuyorum? Senin beni sevdiğini sandığım günlerdeki gibi şuursuzca bakıyorum etrafa. Tek farkı renklerin eskisi kadar canlı olmayışı. Mor ötesi ışıkların dahi gösteremediği parıltıları farkedemiyorum artık. Gözleri doğduğunda mavi olan ama sonradan siyaha dönen bir bebek gibi , renk körü olan bir köpek gibi bakıyorum etrafa.... Yetim bir çocuğun kalbi gibi atıyor artık yüreğim. Yaşamla ölüm arasındaki çizgide ellerim cebimde, ağzımda henüz külü düşmemiş bir sigarayla trapezci gibi değil,emeklemeyi yeni öğrenen bir bebek gibi yürümeye çalışıyorum.O ipten aşşağı düşmekle yürümeye devam etmek arasındaki farkı anlayacak bir beyin kalmadı artık bende.Yemeden, içmeden yaşayıp , köpek gibi siyahla beyazdan başka birşey görmeden hayata kucak açsan ne olucak ki.?.... Sensiz doğan güneşin saçma ışıkları benden çok herkesin dünyasını aydınlatır şimdi.Elalem yine bana üzülürmüş gibi bakar, arkasına dönen çeker gider evine.... Biliyorum yine Senden kalan omuzlarım çürüyecek. Çünkü ne zaman ayrılığı misafir etsem böyle olur. Sevdiğimin başını koyduğu yeri morartıncıya kadar yumruklarım.Aylar sonra morluk geçtiğinde ben hala onu düşünüp ağlıyorsam, unutmak yerine savaş açarım tüm dünyaya. Tüm ayrılık sebeblerine sataşır güneşin nöbetini tutarım.Mucizenin adına Uğur koyar yakarım tüm farlarımı gecenin zifiri karanlığına... Al işte yine çürüttüm şuralarımı.Başını omzuma koyduğunyer artık ten sarılığından uzak, içim kadar acılarla dolu. Sen iyi geceler der gibi çektin gittin ama ben daha son kelimemi söylemedim. Bekle az kaldı.Hele şu omzumun ayrılık acısı bi geçsin... Hadi o zaman sanada şimdilik iyi geceler..! Madem öyle, bu kentin en güzel rüyasını yalnızca sen gör . ... benimse uyku vaktime galiba daha çok var alıntı
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #14 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Gece büyür hayatın yorgunluğu çöker insanın üstüne. Bazı geceler sanki daha da uzar. Varmaz sabaha... Hep bir ateş yanar, hep bir yürek. Hep yarım kalmış bir sevda vardır... Sevdanın yarısı hep diğer yarısına ağlar. Yaşanmamışlara yanar. Azalıyorsam sebepsiz değil... Bir külün hikâyesidir bu. Yanmayı başarmış Mutlu bir gönlün hikâyesi. (Ahmet Selim)
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #15 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Muhabbet kuşumuz öldü Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak Biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna Uyumadığım gecelerin sabahında Göz altlarımdan mor çocuklar doğardı Mor çocuklarıma ninni söylerdi sabah ezanları Fırtınada ters çevrilen şemsiyelere benzerdi Duaya açılan avuçlarım Avuçlarıma kar yağardı Kimi zaman tipi... Kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım. Bir kaç kış geçti Pollyanna Ben hep mahzun kaldım. Kocaman bir kardan adam yaptı içime bir çocuk şair Tuhaf şarkılar mırıldanarak: Şiirime kenar süsü olsam ben Bir kenar süsünün gülü olsam ben Sarı deftere tuttuğum bir günlük Aşk olsam ben... Didem Madak
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #16 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() O sabah benim değildin, o sabah sen kimdin? Bak yıllar geçmiş santim santim, yüreğini ötekine böldüğün günün ardından.. O'nun gölgesinde ışıksız kaldı bu sevda.. Bu gecikmişliğin bedelini sevmiyorum, yüreğinde bir mezar yap ölmeye geldim, inadına.. Alıntı
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #17 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Hain zamanların puslu sularında, vedaların kendini bilmez susuşlarında, sen ki bana düşman sen ki bana hasret sen ki sensizsin artık... Derin anlamları tükenişine gömdüm, basit cümleleri boş sayfalara, üzerini çizmekte yetmiyor satırlarca, siyahların hükmü geçiyor şimdi sana koşmaya can atan tüm üç noktalarda... Alıntı
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #18 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Gecenin koyu karanlığına hapsolmuş bir sokak lambası misali hayallerim.. her gece başlayıp doğan yeni günle bitiveren ... kendi karanlığıma sürgün edilmişim ışığımdan bi haber . ben sensizliği bilmişim sadece daha kendimi çözememişken ... bir olmaza açılmış kapılarım olmasada acılarımla beslenmiş umutlarım ektiğin acı tohumları büyümüş kökleri kalbimi delmiş ben ağlamışım ... küçük bir çocuğun parkta unuttuğu bir oyuncak misali sahipsizim gel kurtar beni seninle büyüsün ve açsın çiçeklerim hadi gel aydınlansın artık hayallerim ben sensizliğin parkında seni bulmaya çalışan bir körebeyim Alıntı
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #19 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() Öylesine yuttum ki sesli harflerimi... Korkar oldum noktalar koymanın ardından yeni cümleler kurmaya. Artık yokmuşsun, artık yokmuşum, artık yokmuşuz. Gün batımları yokmuş oturduğumuz odanın sarı duvarlarına yansıyan. Ellerin yokmuş en beklenmedik anda ellerimle kavuşan. Aşklar yokmuş artık, bir zamanlar var olduğuna inanılan. Öylesine yuttum ki sesli harflerimi... İçimde kırılan bir ayna kaldı sadece. Geceler yokmuş artık, gündüzler de... Saatlerin kadranları kırılmış, küsmüş zamana. Kala kala bir rüya kalmış geceleri buluştuğum. Bir zamanlar bir romantiğin sarhoş eden gitar sesini dinlediğimiz yer de silinmiş gitmiş haritalardan. Ne çok şey kalmamış, ne çok hiçbir şey var olmuş yaşanıp bitmişlerden... Öylesine yuttum ki sesli harflerimi... En çok da isminin içinde geçenleri. Bir pusula ömründe ilk kez yanlış yönü göstermiş. Gururuyla intiharı seçmiş, düşüp kırılmış yanlış yönü gösterdi diye. Güney de yokmuş artık, kuzey de... Sabahları yaşadığımız doğu silinip gitmiş, batıysa hiç olmamış ki daha önceden zaten... Öylesine yuttum ki sesli harflerimi... Kala kala sadece ve sadece o kelimeler arasına yerleştirilen birkaç küçük nokta kalmış. Sadece üç nokta... Apostroflar yokmuş artık, virgüller de çoktan yitip gitmiş geldikleri masallar alemine… Ne bir ünleme rastlayabilirmişiz artık bu ucunu göremediğimiz sokağın ortasında, ne de kendini sorgulayıp duran tek bir soru işaretine... Öylesine yuttum ki sesli harflerimi... Yok olmuş dakikalar, saatler, saniyeler. Ve sen biraz da… Sahi biz hiç var olduk mu dersin? Belki olduk, belki olmadık. Aslında ne kadar yanıldık, ne kadar aldandık. Biz koskoca birer yalandık. Odanda dağınıklığımı toplayan bir gölge vardı ya hani, o da yok artık. Dağınıklığım da yok, serzenişlerim, boş vermişliklerim de. Artık biz yokuz ki... Öylesine yuttum ki sesli harflerimi... Ancak, bana aldırmadan geçip giden zaman kalabilirdi ardımdan. Devam etti takvim yaprakları ardı ardınca koparılıp atılmaya. Aylar yıllara dönüp gitti. Artık ay yok, yıldızları da kaybettim ne zamandır. Sahi gökyüzü var mıydı seni sevdiğim zamanlar? Bilmiyorum ama banyonda her sabah baktığım aynada gördüğüm siluetin yok artık. Ya da telefonlarda duyduğum sesin. Yoklar ne zaman var oldu? Veda etmeyi mi unuttuk artık olmayanlara yoksa? Öylesine yuttum ki sesli harflerimi... İki şehir, bir köprü vardı bir zamanlar. Eskiden izlediğimiz filmler yok artık, ilk kez gittiğimiz bale de oynanmadı bir daha hiç. Belki bir tiyatro oyununun ta kendisi bizdik. Birdik, bizdik, "en"dik, tektik... Sahi biz ne zaman bittik? Ne kadar zaman geçtiyse üzerinden, bu gece o kadar yutuyorum sesli harflerimi... "Ah"larımı yutuyorum artık. Avaz avaz susuyorum, sessiz sessiz çığlıklar atıyorum bu gece kendi kendime. Bitenlere gülüp, başlamak isteyenlere ağlıyorum. Hüzünler mutlu ediyor beni, mutluluklara ağlıyorum. Her şey ters dönüyor ama ben yırtıp atıyorum bir kâğıda yazdığım seni, yutuyorum bütün sesli harflerimi... Alıntı
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
| | #20 |
| Kayseri Sevdalısı ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 986
Teşekkürler: 13
28 mesaja 55 teşekkür edildi
![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() ......unutma bu dünyada inandığın kadar yaşarsın sevgili… Bak ben dizlerimin önüne çöktüm bir deniz kıyısında. Gökyüzüne açılmış avuçlarım, sırtıma vuran rüzgar/ eksiklerime kavuşma garındayım… Elimde biletim, sizi beklemekteyim… Bir elinde Elif olmalı bir elinde hayat miktarı umut.. Ve biz " bize " kavuştuğumuzda masal bitmeli… Bir gül sağanağı başlamalı sonra… Harf harf... Sonra deniz bizi içine çekmeli… Sonra da dua`ya duran dizlerimin izi silinmeli… ............. Unutma, her masalın sonu vardır… Her hayat gibi… Lakin unutma, Bizdeki bu hayat, Elif`teki bu umut var oldukça Gökyüzüne bırakılan her renkli balon Elif/imiz`e ulaşacaktır… Sakın sen içindeki umutta kaybolma… Yaşadığın kadar değil, İnandığın kadar var et beni… Ey renkli balonların düş`üne düştüğüm en güzel düş, Elifimize renkli balonlar almayı unutma sakın. İsmail Sarıgene
__________________ Açtığım Konular İnternetten Derlemiş Olduğum Alıntılardır |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| |